|
İSA KİMDİR? TANRI'NIN OĞLU OLABİLİR Mİ?
Birçokların sorduğu bir soru vardır: İsa Mesih kimdir? Bu soruyu yanıtlamak amacıyla birçok kitaplar yazılmıştır. Tarihsel kaynaklara bakarsak İsa'nın, eski Filistin'in Beytlehem denilen kasabasında doğduğunu, annesinin adı Meryem babasının ise Yusuf olduğunu öğreniriz. Din derslerinde İsa'nın büyük mucizeler yaratan ünlü bir peygamber olduğu öğretilir. Fakat İsa'nın nereden geldiği sorusu böyle tarihsel kaynaklarca açıklanabilir mi? Sanmıyorum. Başka kaynaklara göre İsa aslında gökten gelip insan bedeninde yaşamış, özü Tanrı'nın varlığında olan bir kişidir. Bu düşünce akımı, sonucuna vardırılırsa, İsa Mesih'in insan bedenine bürünmüş Tanrı olduğunu kabul etmeliyiz. Ama böyle bir kavram birçokların kafasında düğümlenip kalıyor. Tanrı, yüce Allah nasıl insan olabilir? Bu bir küfür, Tanrı'yı yüceliğinden soymak için ortaya atılan en adi bir düşünce değil midir? Sadece bir düşünce olsaydı onu bir yana koyup kafamızda bir daha böyle bir tasarıya yer vermezdik. Ne var ki en başta İsa'nın kendisi olmak üzere birçok kişi İsa Mesih'in ilahi varlığını ileri sürüyor. Bu iddiaları incelemeden geçersek ruhsal gerçeklerin ağzını tıkamak hatasına düşmüş oluruz.
Şimdi geliniz, kendisinin Tanrı özünden geldiği iddiasını önce İsa'nın kendi sözlerinden dinleyelim. Bunlar İncil'den alınmıştır. İsa, Tanrıya küfür ediyor diye yakalandıktan sonra, Yahudilerin başkahini ve Yüksek Kurul onu sorguya çekmişti ama İsa onların sorularını yanıtlamıyor, susmaya devam ediyordu. Bu ara Başkahin Ona yeniden, "Yüce Olanın Oğlu Mesih sen misin, " diye sordu. İsa "Evet Benim," dedi, "ve sizler İnsanoğlunun Tanrı'nın sağında oturduğunu ve gökyüzünün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz." Bu sözler üzerine Başkahin giysilerini yırtarak, "Artık tanıklara ne ihtiyacımız kaldı?" dedi. "Küfürü işittiniz. Buna ne diyorsunuz?" o zaman İsa'nın ölüm cezasını hakettiğini oybirliğiyle karar verdiler.
İşte Kutsal Söz İsa'nın ilahlığını iddia eden sözleri böyle yazar. İsa her zaman gerçeği konuşmuş olan bir kişidir. Yahudilerin Başkahini ve Yüksek Kurul onu suçlayabilmek için her çareye başvurmuş ama başaramamışlardı. Sonunda İsa'ya 'küfretme' suçunu yükleyip onun ölüm cezasını hakkettiği kararına verdılar. Yahudilerin inancında, bir kişi kendisinde ilahi, yani Tanrı'ya ait özniteliklerin varlığını ileri sürerse, o kişi Tanrı'ya karşı küfretmiş sayılırdı. Musa'nın yasasına göre böyle bir küfürün cezası ölümdü. İsa'yı çarmıh ölümüne götüren sözde suç, kendisini Allah'a eşit kılması ve bunu yapmakla küfür etmesiydi. İsa kendi sözleriyle kendi ölüm fermanını mı imzalamıştı yoksa gerçeği mi konuşmuştu? Yüksek Kurulun önünde yargılanmaya getirilen İsa'nın yaptıkları ya da söyledikleri değil de Onun kimliğiydi. İsa gerçeği konuşuyor, kendisinin gerçekten kim olduğunu basitçe bildiriyordu.
İsa'nın kendisini savunma durumuna benzer bir durumu ele alalım: Diyelim ki Fatih Sultan Mehmet bir gün sorguya çekiliyor. "Sen kimsin?" diyorlar ona. O da, "Ben İstanbulu fetheden Sultan Mehmed'im" diyor. Ama onu sorguya çekenler Fatih'in sözüne inanmak istemiyorlar. "Sen yalan söylüyorsun, padişahın makamına hakaret ediyorsun," diyorlar. Böyle bir durum ortaya çıksaydı, tartışılan konu ne olurdu? Fatih'in sözleri mi yoksa kimliği? Elbette onun kimliği olurdu. İsa Mesih de Yüksek Kurulun önünde konuştuğu sözlerden dolayı değil de kim olduğu yüzünden yargılanıyordu. İsa gerçek kimliğini açığa vurduğu için ölüm cezasına çarptırılmıştı. Hatta onun çarmıhı üzerine asılan levhada bile, sözde işlediği suçun özeti, "Yahudilerin Kralı" diye yazılmıştı. Bu bir suç değil de İsa Mesih'in gerçek kimliğini açıklayan bir yazıydı. Yahudiler, başlarında tek kral olarak yüce Allah'ı tanırlardı. Onu Yahudilerin Kralı diye suçlamakla aslında gerçek kişiliğini herkesin görebileceği bir yerde sergilemişlerdi. İsa Yahudilerin yasalarından habersiz değildi. "Ben Yüce Olan'ın Oğlu'yum," demekle ya gerçeği konuşmuş ya da en anlamsız, sorumluluk duygusundan en yoksun sözü söylemişti.
İsa'nın tüm öbür karakter özellikleri onun sorumsuzluk ya da anlamsızlıkla ilgisi olmadığını haykırır. Demek ki İsa gerçeği konuşmuş, basit biçimde kimliğini açıklayıp Tanrı özünden geldiğini bildirmişti. Başkahinler ve din bilginleri, İsa'nın kendi ifadesine göre karar vermeliydiler. Ya İsa küfür ediyor ya da gerçeği konuşuyordu. Oybirliğiyle verdikleri karar İsa'nın gerçek kimliğini kabul etmediklerini belirtmişti. Hatta aldıkları karar sonucunda İsa'nın çarmıha çakılmasında bile onunla alay edip, "Başkalarını kurtardı da kendini kurtaramıyor. İsrail'in kralıymış ha! Pimdi çarmıhtan insin de ona iman ederiz. Tanrı'ya güveniyordu, Tanrı onu seviyorsa kurtarsın bakalım! "Ben Tanrı'nın Oğlu'yum dememiş miydi?" diye konuşmuşlardı. İsa kendisinin Tanrı özünden olduğu hakkında tanıklık yaparken üç noktayı kesin olarak belirtmişti. Tanıklığının ilk sözüyle kendisinin 'Yüce Olan'ın Oğlu' olduğunu bildirmişti. İkinci nokta İsa'nın, 'Tanrı'nın sağında oturacağı' sözüyle vurgulanır. Tanrı'nın sağında, güç ve görkem yerinde oturacak olan tek bir kişinin geleceği peygamberlik sözüyle bildirilmişti. O kişi beklenen Mesih'ti. üçüncü nokta ise 'Gökyüzünün bulutları üzerinde gelecek olan İnsanoğlu' sözünde bulunur. İnsanoğlu ünvanı İsa'dan başka hiçbir insana verilmemiştir. En yüce peygamberlere bile, doğru olarak 'Ademoğlu' terimi verilir. Fakat İsa tüm ademoğullarını günah zincirinden kurtarmak için dünyaya gelmesi beklenen İnsanoğluydu. İnsanoğlu terimi İsa'nın tümüyle insan olduğunu ama ademoğullarına özgü günahlılık tabiatına sahip olmadığını belirtir.
İsa'nın, Yüksek Kurul önünde verdiği tanıklıkta ortaya çıkan bu üç nokta, yani Yüce Olan'ın Oğlu, Tanrı'nın sağındaki güç yerine oturacağı ve İnsanoğlu oluşu Başkahinlerin iyi bildiği, kutsal Yazılar uyarınca dünyaya gelmesini bekledikleri Kişi'nin kimliğini belirten işaretlerdi. Yahudiler, İsa'nın sözlerinden, kimin hakkında konuştuğunu iyi anlamışlardı. Ne var ki İsa onlara, "İşte beklediğiniz Kişi benim," anlamına giden bir tanıklıkta bulunduğu halde onlar inanmak istememişlerdi. Bu üç noktanın toplamı, İsa'nın ilahlığına, Onun Tanrı özünden olduğuna eşitti ve Yüksek Kurul İsa'nın sözlerinden bunu anladığı için, "Yüce Olan'ın Oğlu Mesih sen misin?" diye sormuştu ona. Bu önemli sorunun karşılığıyla İsa'dan kesin ve olumlu bir yanıt bekliyorlardı. İsa, "Evet Benim!" der demez, onu suçlayabilmek için aradıkları suçu hemen bulduklarını görüp, "Artık hiçbir kanıta gerek yok. Kendi ağzıyla küfür ediyor," deyip onu ölüm cezasına çarptırmışlardı. Pimdi sevgili dinleyicimiz, bu noktaya kadar İsa ile Yahudi din önderleri arasında geçen bu olaya seyirci kalmış durumdasınız. Sanki de sizi hiç ilgilendirmeyen bir davada verilen beyannameleri iki taraflı dinlemişsinizdir. Ama bu dava gerçekten sizi ilgilendirmiyor mu? Yahudi din önderleri İsa'nın kendi ağzından çıkan sözlerle kendisini suçladığını sanmışlardı. Oysa İsa, gerçek kişiliği hakkında verdiği tanıklıkla hem onları hem de gerçek kişiliğine inanmak istemeyen her bireyi suçluyor. Yahudiler barbar ve cahil bir halk değildi. Yüksek Kurulun üyeleri, o zamanın en önde gelen aydınlarından, Yahudi toplumunu temsil eden en saygın kişilerden oluşuyordu. İsa'nın kendi kimliği hakkında verdiği ifadeye göre işte bu kurul, Yahudi milleti adına Onu ölüm cezasına çarptırmıştı.
Kocaman bir ülke adına bir kurul, yanlış olarak en önemli bir kişiye yargı giydirirse sorumluluk kurulun üzerine değil tüm ülkeye düşer. İşte İsa'nın verdiği tanıklık sözleriyle tüm insanlık yargılanmaktadır. İsa Yüksek Kurulun önünde gerçek kimliği hakkında tanıklık ederken tüm insanlığa hitab ediyordu. Yahudiler Onun gerçekten Yüce Olan'ın Oğlu, Yani Tanrı özünden olduğunu kabul etmediler ve kendileri yargı altında kaldılar. Kendi sözleriyle İsa aynı tanıklığı sizin önünüzde de şu anda yapmaktadır. Siz ne karar verdiniz kardeşim? Tarafsız kalamazsınız. Ya İsa'ya yandaş olursunuz ya da Yahudilerin Yüksek Kuruluna. Pimdi 'Yüce Olan'ın Oğlu' terimini yanlış anlamayasanız diye size kısa bir açıklama yapayım: Burada kullanılan 'Oğul' sözcüğü bizim bildiğimiz, fiziksel oğul değildir. İsa Mesih'in şahsına özgü 'Oğul' sözcüğü tümüyle ruhsal anlamdadır ve İsa'nın Tanrı özündeki açıklanışını belirtir. 'Oğul' sözcüğü İsa Mesih'in 'insan bedeninde Tanrı oluşunu destekleyen ve hatta güçlendiren bir kavramdır.
Değerli okuyucumuz, böyle bir açıklamadan sonra siz İsa'nın gerçek kişiliği hakkında nasıl bir karara varıyorsunuz? Onun gerçekten Tanrı özünden gelen, insan bedenine bürünüp de insanlar arasında günahsız olarak yaşayan bir kişi olduğuna inanıyor musunuz? Yoksa Yahudilerin Yüksek Kurulundaki din önderleri gibi Onun küfrettiğini, hatta bizim küfrettiğimizi mi sanıyorsunuz? Yüksek Kurulun kararına yandaş oluyorsanız İsa'nın kendisi sizi suçluyor. İsa'nın yaşamını kaleme almış olanlar arasında Yuhanna adındaki öğrenci, Kutsal Ruhun verdiği esinle İsa'nın sözlerini şöyle yazdı:" Gerçekten sizlere belirtirim; benim sözümü dinleyenin ve beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır ve yargılanmaya getirilmez. Fakat o kişi ölümden yaşama geçmiştir." (Yuh 5:24) Başka bir yerde Yuhanna yine şöyle yazdı: "Ona iman eden kişi yargılanmaz. İman etmeyen kişi nasıl olsa yargılanmıştır. Çünkü Tanrı'nın biricik Oğlu'nun adına iman etmemiştir." (Yuh 3:18) Kardeşim, şu anda kararınız nedir? İsa'nın kendi ağzından çıkan tanıklığa göre Ona iman ediyor musunuz? Yoksa inanmayıp yargı altında mı kalacaksınız? Karar sizindir, ama bizim isteğimiz Mesih'e iman edip Onun tüm dünyayı günahlarından kurtarmak için Tanrı özünden çıkıp gelen kişi olduğunu kabul etmeniz ve inanmakla günahlarınıza bağış bulmanızdır. |